Stüdyodan
Son lamba, ilk ışık
İlk uygulamalarımızdan ikisi günün iki ucunda yaşıyor: akşamın son lambasında ve uyanmanın ilk dakikalarında. Bu saatlerin bir uygulamadan istedikleri üzerine.

Uygulamaların çoğu günün ortası için tasarlanır. Parlak ekranlar, hızlı parmaklar; dik oturan, iki gözü de açık, biraz da vakti olan biri.
İlk üç uygulamamızdan ikisi başka bir yerde yaşıyor: günün uçlarında. Biri günün sonu için, bir tek lamba hâlâ yanarken. Öbürü uyandığın ilk birkaç dakika için, daha unutmamışken. Onlar hakkında şimdilik pek bir şey söyleyemeyiz. Ama bu saatlerin bize şimdiye dek neler öğrettiğini anlatabiliriz, çünkü neredeyse her şeye onlar karar veriyor.
Oda karanlık
Yatma vakti, odadaki en parlak şey telefondur. Orada beyaz bir ekran artık ekran değildir; birinin yüzüne tutulmuş bir el fenerine dönüşür. Bazen de o yüz küçük bir yüzdür.
Bu yüzden akşamın ilk kuralı: hiçbir şey göz almayacak. Baştan karanlık, maviden çok sıcak; durup dururken yanıp sönen, zıplayan, kimse istemeden ses çıkaran hiçbir şey yok. Her renk aynı sınavdan geçmek zorunda: ışıklar kapalı, parlaklık en düşükte, yastıktan bakınca.
Akşam bir de son ister. Uygulamaların çoğu, hep bir şey daha olsun diye yapılır. Günün sonunda bundan daha yanlışı olamaz. Uyku vakti uygulaması bitmeyi bilmeli; tıpkı bir kitabın son sayfası gibi. O son sayfa da odayı, bulduğundan daha sessiz bırakmalı.
Günün sonunda bir ekranın yapabileceği en güzel şey, vaktinde kararmaktır.
Bir göz açık
Sabahın zorluğu başka türlü. Uyanıksın ama zar zor. Başparmağın çalışıyor ama sabrın yok. Gördüğün rüya da çoktan gitmeye başlamış; birkaç dakika geçsin, çoğundan eser kalmaz.
Bu da ilk saniyeleri çok kıymetli kılıyor. Karşılama turu yok, seyredilecek bir yükleme ekranı yok, yapmaya geldiğin o tek şeyden önce verilecek bir karar yok. Uygulamayı düşünmek zorunda kalıyorsan, rüyayı düşünmeyi çoktan bırakmışsın demektir.
Bir de nazik olmalı. Oda hâlâ karanlık olabilir, yanında biri hâlâ uyuyor olabilir; gün daha senden bir şey istemeye başlamamıştır. İlk isteyen bir uygulama olmamalı.
Telefonu bırakmak
Bu iki saat birbirinin tersi gibi görünse de aynı şeyi istiyor. Akşam günü bırakmaya çalışıyorsun, sabah geceyi tutmaya. İkisinde de telefon yalnızca bir köprü; köprüde yaşamak isteyen de yok.
O yüzden en çok özen gösterdiğimiz an, sonuncusu: telefonu bıraktığın an. Lamba söndükten sonra komodinin üstünde ters çevrilmiş bir telefon; ya da çaydanlık kaynamadan yeniden kararmış bir ekran. Telefonu eline aldığından biraz daha sakin bırakıyorsan, uygulama işini yapmış demektir.
Uygulamalarımızdaki ipuçlarının gösterdiği yer de burası. 灯 bir lamba, 夢 bir rüya. Gerisini, hazır olduklarında anlatırız.