Notlara dön

2 dk okuma

Stüdyodan

Senden önce doğan

Sensei iki karakterle yazılır: önce ve hayat. İyi bir öğretmenin ne yaptığı ve küçük uygulamalar yapan bir stüdyoya neden bu adı verdiğimiz üzerine.

Japoncada sensei 先生 diye yazılır. İlk karakter önce, önde demek; ikincisi hayat, doğmak. Yan yana gelince sensei, senden önce doğmuş biri olur: şu an yürüdüğün yolu çoktan yürümüş, yokuşun nerede dikleştiğini hatırlayan biri.

Kelime öğretmenler için kullanılır ama yalnızca onlar için değil. Doktora da sensei denir; sana fırçayı nasıl tutacağını öğretene de, kitaplarıyla büyüdüğün yazara da. Yani bir unvan değil bu; önden gitmiş olana duyulan bir saygı.

Stüdyoya bu adı verdik, sonra da adın hakkını vermek bize düştü. İyi bir öğretmenin aslında ne yaptığını sormaya başladık.

Fark eder

İyi bir öğretmen, sen daha söyleyemeden neye ihtiyacın olduğunu görür. Her şeye bakarak değil, doğru birkaç şeye dikkat ederek: duraksayan ele, sormana ramak kalan soruya, yorgun geldiğin güne.

Kararınca verir

Cevabın tamamını değil; bir sonraki adımı ve o adımı atacak kadar cesareti. Fazla yardım edersen bir şey öğrenilmez, az edersen insan vazgeçer. Ustalık, ölçüdedir.

Kenara çekilir

En iyi dersler, öğretmen odadan çıktığında biter. Bir gün işi tek başına yaparken bulursun kendini; sana öğretildiğini ancak sonra fark edersin.

İyi bir öğretmen, sonradan ona ne kadar az ihtiyaç duyduğunla ölçülür.

Bir uygulama için ne demek

Çoğu uygulama, ihtiyaç duyulmak için yapılır. Ona verdiğin dakikaları sayar ve buna başarı der. Biz tersinden saymak istiyoruz.

Fark eden bir uygulamanın senin hakkında her şeyi bilmesi gerekmez. Saatin kaç olduğunu ve o saatin ne istediğini bilmesi yeter.

Kararınca veren bir uygulamanın, beklediğinden daha az ekranı, daha az ayarı ve seni oyalamak için daha az bahanesi olur.

Kenara çekilen bir uygulamayı kapatmak kolaydır. Telefonu bırakırsın; geldiğin iş bitmiştir, akşam hâlâ senindir.

Hâlâ öğreniyoruz

Bu sitenin en üstünde, sakura ağacının altında, bir taşın üstünde küçük bir figür oturuyor. Pek bir şey yapmıyor. Ağır ağır nefes alıyor, rüzgâr da çevresinde dolaşıyor. Bilerek böyle yaptık: Sensei’mizin, hiçbir yere yetişmesi gerekmeyen biri gibi görünmesini istedik.

Yolu herkesten önce yürüdüğümüzü iddia etmiyoruz. Hâlâ öğreniyoruz; bu isim de yolun hangi yöne gittiğini bize hatırlatmak için orada. Zaten bir sensei de bunun için vardır.